Friday, November 25, 2005,11:15 AM
geliyorum
sevdiklerimi yanına aldı diye
küstüğüm mezarlara
şimdi
kendim gidiyorum barışmaya
eski dostlara
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:14 AM
eksiklik
yaralı bir kalbin varsa
ağlama
damlalar tamir etmez uğraşma boşuna
boşluğu da dolduramaz anla
tanrı tek gözündeyse eğer
tamamını tek gözünde yaşa
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:13 AM
sence?
aradan sayfaları
yırtılmış deftere
devam eder gibi
yaşayamayız
kenardaki
küçük sayfa kalıntılarını
görmezden gelemeyiz
tekrar yapamayız
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:11 AM
hoşçakal
kendimi bilmeden
kayıp gidiyorum ellerinden
beni tutmanı bekleyemem
maddenin hangi halinde
olduğum bile belli değilken
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:11 AM
ben?
destenin içine
sıradan bir kağıt olarak geldim dünyaya
bazen üzerine sinek konan baklava
bazen de hançer yemiş kalptim
ne yuva yıktım
ne de birini zengin ettim
ya da tam tersiydim
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:08 AM
keşke
keşke
o şarkıları
sahiplenmeseydik
şimdi
kendimizi sağır etmez
radyoyu korkuyla dinlemezdik
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,6:57 AM
soğuk mu?
ben sana açılmış bir pencereyim
sense kolu tutup çevirmekten
pencereyi kapatmaktan korkansın
üzgünüm ama bundan sonra
hep soğuk odalarda oturacaksın
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,6:55 AM
sen
duman kaçmış gözüme ki
görememişim seni
hiç acımadın beni ezerken
oysa ben
ayakkabılarımı bile düşünürüm
izmariti söndürürken
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,6:49 AM
_________________
gülebilirsin zor değil
sakın hep ağlayacağını
gözlerinin kızaracağını sanma
nasıl ben yorulup ta gittiysem buralardan
damlalarda yorulur akmaktan
sıkılacaktır yanakların
hep ıslak kalmaktan
çünkü balıklar bile
bıkar tuzlu sudan
bu yüzden yakalanırlar
ya da benim gibi
kıyaya vururlar ya zaten!
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,3:46 AM
neredeyim
yağmurda
üzerine düşen ilk damlayım
paçandaki çamur lekesiyim
ıslanan çorabındayım
belki de hiç yaklaşamadım
sadece sana hoş gelen
toprak kokusuyum
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,3:43 AM
aranızdayım
oda sıcaklığında
dolaptan yeni çıkmış birayım
üzerimde damlacıklar
dışarıya uymaya çalışıyorum
bir şeylerin akıp gidişine
içimin çekilmesine
alışıyorum
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Thursday, November 24, 2005,5:18 AM
bitti
indirdim kepenklerimi
artık satmayacağım hayallerimi
kaybettim geleceğimi
unuttum yalan geçmişi
sahte yaklaşımlarınızı
sayamadığım yüzlerinizi
farketmekten,görmekten sıkıldım
gidiyorum
hiç birinizi umursamadan
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Thursday, November 10, 2005,9:27 AM
ilk hasta
ilk hasta
ben hala evdeyim ve kendime gelmeye çalışıyorum.yanımda olduğun zamanı ve yokluğunu kıyasladım fark yoktu.ikisinde de ben mutsuzdum ya da mutluluğumun farkında değildim.aradaki farkı anlamak için düşündüm ikimizi ve bizi bağlayan şeyleri ama yarım kaldı çünkü ben daha arada bir fark olup olmadığını bile anlayamamıştım.düşüncelerim kilitlenmişti ve bende düşünmeyip,durmayı denedim.sadece baktım ve aklıma bambaşka şeyler girdi.bunların içinde ne sen vardın ne de ben.
sanki uçup gitmiştik giderken almayı unuttuğun asetonun gibi. o plastik şişenin kşime ait olduğunu hatırladım seni ve kendimi.
ilk gördüğümde ojesiz ve kısaydı tırnakların tek fazlan fondotendi yüzünde ve birde ben eklenmiştim anlık da olsa hafızana. uzun saçlı, hafifce toplu olarak geçirmiştin beni kayıtlarına.çok zaman geçti beni bırakıp gidinceye kadar aradan,çok toplandık ve bir okadar da çıkarıldık hayatan.
senin tırnaklarının uzaması ve ojelrinin bozulmasındandaha çabuk döküldü saçlarım ama aldırmadın kelliğime alışıktın vücuttaki değişikliklere sen ergenliğinden beri.
kel kaldığımda olsun babama benzedin dedin daha bi masum sarıldın.zayıfladığımda dedenin son zamanlarını hatırlayıp,korktun benimde ölceğimden.ağladın.
bizi matematiksel işlemlerinde sayı yerine kullanan hayat benden memnun kaldığı için beni artık çizimlerine model olarak kullanmaya başalamıştı,mutluyduk işe girmiştim ve unutmuştuk bendeki değişikilği.
devletten daha büyük bi yerde işe girmiştim maaşım pek iyi değildi yeniydim ve umutlu olduğum için hala biraz gülümsemeyle eve dönebiliyordum ikimiz için yiyecek niyetine.
sende umutluydun benden çünkü beni tanıyodun yetenekli olduğumu söyleyip başaracağıma ilerde daha rahat edeceğimize inandırmaya çalışıyodun. aldığım nefesin yanında sen vardın beni haytta tutan sabahları erkenden kaldırıp işe gitmemi sağlayan ve döndüğünde eşsiz gülümsemeyle kapıyı açan.
hep model olarak kalmadım hayatta,yeni işler aldım ama hepsi küçük rollerdi başkalrının hayatında figüranlıktı ek işim, başrol oynamaktı hayalim ve ödülü senin sayende aldığımı söylemek.
tüm bunlar olurken kendimi hayallere fazla kaptırmıştım kendimi yitirmekle kalmayıp seni de yok etmiştim.
eve geldiğimde sen artık toplanıp çıkarılan çarpılıp çoğalyılıp umutsuzca parçalara ayrılan olmaktan sıkılmış ve kendini toplayıp oyundan çıkmak üzereydin.
kapıda karşılaştığımızda sadece hoşçakal dedin anahtarı elime tutuşturdun.yıkılmıştım,tek kelime edemedim cebimdeki yeni rolümü,hayatımızı değiştirecek başrolü aldığımı sana söyleyemedim gittin.
anahtar elimdeydi ama ben kilitlenmiştim.
yokluğna anlattım rolümü:ilk hatsayım ölmeyi bekleyen. ruhem
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,9:23 AM
düğmeler
düğmeler
o çok önceleri düştü kuyunun içine.önlüğünün düğmelerini annesi dikmekten yorulmuştu,adı da yaramaza çıkmıştı ailede.annesi bilmiyordu bir kızn kopardığını düğmeleri,bu son dedi artık dikmeyeceğim koparma bunları.
o gece küçük bedeninin gücü kadar dayanabildi merakın,endişenin getirdiği heyecana korkuyordu kızın bir daha kendisiyle konuşmamasından,küsmesinden.kız bilmese de o aşık olmuştu,ilk aşkıydı.nasıl derdi ona yapma diye.tüm bunlarla yenildi uykuya.
sabah okula gitmek istemedi ama arkadaşları çoktan çalmıştı kapılarını,annesi hadi bekletme arkadaşlarını diye kaldırdı kahvaltı masasından ve ekledi sakın koparma düğmelerini.içi yine titremişti her zamankinden daha yavaş indi merdivenleri.arkadaşlrının senin yüzünden geç kaldık sitemlerini duydu ama hiç tepki vermedi.ilk defa çantası ağır gelmiyordu.
okula vardıklarında andımız çoktan okunmuştu o gün müdürden de hiç korkmadı sınıfa girdiğinde onu göremedi sırası boştu .çantasını koyarken önündeki boş sıraya baktı hem sevindi hem de üzülmüştü buna şaşırmıştı ikisini aynı anda hissedilebileceğini hiç düşünmemişti daha önce.
öğretmen gelmişti o hala yoktu.gözünü kapıdan ayırmıyordu adı okunduğunda 'burda' demeyi bile unuttu gülüşmeler ve öğretmenin yanına gelmesiyle hatırladısınıfta olduğunu.hastamısın dite sordu öğretmeni cevap veremedi neyi olduğunu bilmiyordu.sınıfın kapısı çalındı ve o girdi sınıfa.herkes kapıya dönmüşken iyiyim dedi kısık bir sesle kendinden başkası duymamıştı.
kız yerine otururken gülümsemişti oysa kafasını eğdiği için göremedi.ders boyunca kızın saçlarına çiçekli tokasın baktı ve tenefüs olmasın diye geçirdi içinden.ama zil çalmıştı.
beklediği olmadı kız yanına gelmemişti,annesini daha çok kızdırmayı göze almış beklerken kız gitmişti.ve bu bekleyiş onun bundan sonraki hayatını simgeliyordu.
eski kutuyu tekrar açtı ve içinde beşinci sınıfın son beden eğitimi dersinde yerden aldığı toka,kızın yarım silgisi ve kendi önlüğünün düğmeleri vardı. düğmeleri kendisi koparmıştı.kız artık başkasıylaydı
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Tuesday, November 08, 2005,4:48 PM
gidelim...
gel gidelim buralardan
buruş buruş
bir sigara paketi olalım
yanmış kibrit içimizde kalsın
ödenmiş faturalar olalım
imzalar mühürler
yeni soyadımız olsun,alışalım
yeni çıkan para olalım
yine değer kaybedelim
elden ele geçelim
üzerimizdeki resmi kendimizi
rezil edelim
ama gidelim
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments